kuantum sözlük - Kuantum Düşünce Tekniği
17139
page-template,page-template-full_width,page-template-full_width-php,page,page-id-17139,qode-quick-links-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-child-theme-ver-1.0.0,qode-theme-ver-11.0,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.1.1,vc_responsive
 

kuantum sözlük

kuantum sözlük

kötülük

İnsanın kendine ve başkalarına zarar vermesidir.

Kötülüğün kökeni cehalettir.

Kendini, kim olduğunu unutan insanın yalıtımı ve yalnızlık duygusunun oluşturduğu korkudan kaynaklanır.

Bu sebeple insan; yalancı, ikiyüzlü, bencil ve hırslı olmaya başlar.

Kötülük, iyiliğin ortaya çıkması için var olan ve sonra yok olacak olan bir şeydir.

Çünkü insan, hayatı deneye deneye bir süre sonra kötülüğün dönücülüğünü fark eder ve özgür iradesi ile ondan vazgeçer. Tanrının insana verdiği tekamül imkanı ile kötülük, iyiliğe dönüşen bir potansiyel taşır.

İnsan başkalarına zarar verdiğinde, onun daha sonra kendine dönen karmik çarkıyla yavaş yavaş uyanmaya başlar. Çünkü insanın özündeki tanrısallık, herkesin tek bir kişi olduğu bilgisinden haberdardır. Başkasına verdiği acıyı aslında kendisine de vermiş olduğunu anlamaya başlar. Başkasına attığı tokadı kendi yanağında hisseder.

Ne zaman? Ölüp de beden baskısından kurtulduğunda. O zaman total farkındalık düzeyine ulaşır. Çünkü hayat deneyimleri içinde düşe kalka, deneye yanıla, yavaş yavaş iyilik ve kötülük konusunda ayrım kesinleşip netleşmeye başlar. Acı çektiren kişiden acıları döndürmeye çalışan kişiye dönüşür.

Karanlığa sürükleyen kişi olma durumundan aydınlatan, öğreten kişi olmaya başlar.

Artık o öldüren kişi değil, yüzleri güldüren kişi olmuştur. İşte bu tanrının diyalektik dönüşüm işlemidir. İşte tam da bu noktada şeytanın işi biter.

Bu süreç içinde yaratan insanın önüne sonsuzluk koymuştur.

Bu sebeple insanlık macerasının sonu, bir gün, birlik bütünlük bilincinin oluştuğu günün bayramı olarak kutlanacaktır mutlaka.

sorumluluk

Kendi olma yolcuğunda, özünde mevcut yetenek ve niteliklerini ortaya çıkarmak için harekete geçmek. Mutlu ve güçlü olma görevini yerine getirmek.

Sorumluluk ne değildir?

Sorumluluk, başkaları tarafından sırtımıza yüklendiğini düşündüğümüz bir yük değildir. Ama genellikle böyle anlaşılır. Gerçek sorumluluk, istek ve arzuyla, sevgiyle yapmaya karar verdiğimiz şeyleri yerine getirmektir.

Eylemlerimizin ve düşüncelerimizin sonuçlarının sorumluluğunu ve yükümlülüğünü almaktır.

“Ben yapmadım” dememektir.

“Onun yüzünden” dememektir.

“Mecburum” dememektir.

sevgi

Bir kişiye ya da bir şeye karşı duyulan yoğun ilgi ve beğeni. Bu tanım bildik sözlük anlamını içeriyor.

Aslında sevgi, kainatın ana malzemesidir.

İnsan ve diğer her şey, yaratanın sevgisinden yaratılmıştır. Eskiler buna aşk dediler. Yaratan bizi sevdiği için sevgiyle, özenle, en iyi ve en mükemmel şekilde yaratmıştır. Bu sebeple her şey sevgiye koşar, sevmek ve sevilmek ister.

Sevgi ne değildir?

Sevgi, sadece bir hoşlanma değildir.

Sadece cinsellikle ilgili bir çekim değildir.

Geçici bir heves değildir.

Fayda sağlamak amacıyla yakınlaşma değildir.

Ticari bir değiş tokuş değildir.

Sevgiden kişilik öne sürülmez. Şöyle şöyle olur, şöyle yaparsan seni severim demez. Seven insan, senin için şunları şunları yaptım, sen de bana bunları yapmalısın demez. Karşılık beklemez. Suçluluk duygusu vermeye çalışmaz.

Sevgi, sevdiğimiz kişinin veya şeyin kendisi olma (ki bu da ibadetin gerçek amacıdır) amacını gerçekleştirmesine yardımcı olmak için bilgiyle o kişiye yardım etmektir.

Çünkü o zaman, bunu yaparak, biz kendimiz olma yolunda, kendimiz için de bir şey yapmış oluruz. Sevgi, bizim ailede herkes şu işi yapıyor sen de bu işi yap, demez. Ben küçükken futbolcu olmak istemiştim olamadım, bari sen ol demez. Benden sonra işimizi sen sürdürmelisin demez.

Sevmek için kendimizi seviyor olmamız gerekir.Kendini sevmeyen yani kendisini gerçekleştirmeyen, kimseyi tam olarak sevemez.

Bitkilerin ilgi ve sevgiyle daha hızlı büyüdüğü ve daha çok gürleştiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Sevgi ve ilgi gören, kucaklanan çocuklar; diğer bakımları yapılan ama sevilip kucaklanmayan çocuklardan hem fiziksel olarak daha gelişmişler hem de duygusal olarak kendilerine güvenen çocuklar olmuşlardır.

Kainatta herşey sevginin temel frekansında titreşir. Sevgiyle yapılmayan işten hayır ve bereket gelmez. Ülkeler bile sevgiyle yönetilmediğinde kaos ve yokluk içinde boğulur.

Seven sevdiğini korur, seven sevdiğini över, seven sevdiğini yüceltir, seven sevdiğini doğru şekilde eleştirir ve uyarır.

Seven sevdiğini bağışlar.

Seven sevdiğine kendisinde en iyi olanı yine en iyi şekilde verir.

Seven karşılık beklemez.

Seven sabreder, seven anlayışlıdır, sıcak ve samimidir.

Seven yalan söylemez, sahtekarlık yapmaz. Seven hep sevmeye devam eder. Seven adildir.

Seven, kendisine haksızlık ve saygısızlık yapılmasına izin vermez, bunu en çok o kişinin iyiliği için yapar.

Seven üretir.

Seven sıkmaz ve sıkılmaz.

Seven ilgi gösterir, şükür ve sevinç içindedir her zaman, kısa vadeli çıkarları için eğilip bükülmez. Dürüsttür.

Seven, az iyiye prim vermez. İnsana kulluk yapmaz, kimseye de kul köle olmaz.

Seven yıkıcı değil yapıcıdır, usül adap bilir. Seven, ayırıcı değil birleştiricidir, ara bozucu değil arabulucudur.

Seven yargılamaz.

Bütün bunlar zor ve ulaşılmaz gibi gelebilir. Ama basit ve düz bir yolu vardır. O da, kendini bilmek ve bulmaktır. Kendini bilen, rabbini bilir. O’ndan başka şeyler olduğu zannından, kendisini O’ndan ayrı görme zannından kurtulmuş olur. Ve sonra rabbin kendisine öğretmiş olduğu isimleri hatırlar ve onları açığa çıkarıp kullanır. İşte sevgi budur.

Eğer bu yolda isen amenna, böyleysen başım üstüne ama değilsen ve hala “ben seviyorum” diyorsan.

Yapma be kardeşim! Yeme bizi! Kendini de kandırma!!!

sabır

Yılmadan yıkıcılığa mağlup olmamak için beklemek. Çalışarak, mücadele ederek, çaba göstererek beklemek.

Her şeyin bir oluş ve tamamlanma süresi vardır. Çocuk dokuz ayda doğuma hazır hale gelir. Bir ağacın meyve verme süresi bellidir. Her arzulanan sonuç için de belli bir olgunlaşma süresi vardır.

İşte bunu bilerek beklemek, sabretmek olur.

Ancak biz biliriz ki, kadının yumurtası ile erkeğin spermi birleşince çocuğun oluşum süreci başlamıştır.

Bir olayın oluşabilmesi için istek ve vizyonlama şarttır.

Kalan kısım için yapıp çaba göstermek, işte bu da sabır kısmıdır. Örneğin, istiklal savaşı da Mustafa Kemal’in türk ordusunun yeterli donanıma sahip olabilmesi için zaman kazanmak amacıyla taarruza geçmekte acelee etmemesi bir sabır örneğidir. Hz. Muhammed’in merkezi müşriklerle anlaşma yaparak bu süre içinde Kur’anı anlatma ve öğretme faaliyetlerinde bulunması da bir aktif sabır örneğidir.

Sonuç olarak, bir çok konuda olduğu gibi sabır konusu da hiçbir şey yapmadan öyle boşa beklemek şeklinde yanlış anlatılmıştır.

kaos

Karmaşanın düzeni. Büyük düzen.

İlk bakışta karışık, anlamsız, belirsiz, ürkütücü ve abes görünen evrenin derin düzeni. Benzetmeyle söylersek, ormanın doğal karışıklığındaki düzenle insan eliyle düzenlenmiş bir bahçenin düzeni gibi.

Ormanın karmaşası Kaostur. Dikkatli bakarsak ormanın karmaşasında huşu verici bir düzen vardır. Oysa bahçe, sıkıcı ve sınırlıdır. İnsan, hayatın belirsizliğinden korkar, oysa kaos değiştirip dönüştürür, tazeler, gençleştirir.

Kaos öğretici ve heyecan vericidir.

Kaos, egoyu yakıp kül eden ateş gibidir.

Biz, azıcık aşım ağrısız başım, iki göz oda bakla sofa, bildiğin yol her zaman en iyi yoldur diye ısrar ettikçe hayatın değiştirici enerjisi bütün sıkıca tutunduklarımızı yıkar geçer.

Biz bu durumda, başlangıçta “Ah! ah! ah!” deriz. Ve aradan zaman geçer “Oh! oh! oh!” deriz.

ibadet

Kökü abd olan kelime. Nebat, nabit de bu köktedir. Kökten yükselmek büyümek anlamındadır. İnsanın kendisinde mevcut, yaratan tarafından yaratılışta kendisine verilmiş, halifelik özelliklerini yani yeteneklerini ve gücünü ortaya çıkarmak için yapmak durumunda olduğu eylemlerin tümü.

Bu durumda ibadet, bir anlamda insanın kendisini gerçekleştirmesi olur. Bu sebeple, insanın hem kaderi hem sorumluluğu hem de kurtuluşu ve esenliğidir.

Namaz, oruç, hac, zekat gibi ibadetler yaratanın kendisine verdiği isimlerin enerjisini saklı bir potansiyelden açığa çıkarması amacı için emredilmiş eylemlerdir.

Bunların sonucunda kişi “iyi işler” yapan bir varlık haline gelir. Bunun sonucunda kişi “güzel ahlaklı” olur, becerikli, bilici ve bulucu bir varlık haline gelir.

Bunların sonucunda kişi şefkatli, merhametli ve koruyup kollayan bir hale gelir.

Bunların sonucunda kişi hünerli, akıllı bir hale gelir.

Bunların sonucunda kişi güzeryüzlü ve nazik olur.

Bunların sonucunda kişi elinden, belinden ve dilinden insanların emin olduğu bir kişi haline gelir.

iyilik

Başkasının gerçek tekamülü için ona, zamanında ve dozunda verilen şey.

İyilik güneş gibi yakıcıdır. Güneş de insanlara faydalıdır ama fazlası zararlı olur.

İstemeyene, hak etmeyene, hakketmediği kadar vermek o kişiye ve size kötülük olarak geri döner. İyilik karşılık bekleyerek verildiğinde o da yararsız olur.

Gerçek iyilik mutlaka size iyilik olarak geri döner.

Demek ki iyiliği karşılık beklemeden, kimseye afişe etmeden ve en güzel şekilde vermek gerekir.

İyilik yapmayan iyilik bulamaz.

Bu durumda iyilik yapmak, insanın kendisini gerçekleştirme yolunda ortaya çıkan doğal bir durum olur. Tıpkı ağacın meyve vermesi, çiçeğin açması gibi.

türk

Töreye uygun yaşayan kişi. Buradaki töre sözcüğü, Tanrının evrensel yasalarına uygun şekilde yaşayan kişidir.

Hakkaniyet, dürüstlük, muhtaca yardım, düşküne el uzatmak şeklinde de özetlenebilir.

takva

Allahı hakkıyla bilmek ve ona göre davranmak, onun yasaları ve ne olduğu hakkında kalben doğru bir sevgiye sahip olmak.

Bu durumda kişi, kötülük yapmaktan kaçınan kişi olur.

Çünkü Allah böyle emrettiği için değil, kötülüğün dönüşü olduğunu bildiği için.

Çünkü o kişi, bu bilginin aynı zamanda onun emri olduğunu bilir.

eros

Yaşamı tutkuyla sevmek, yaşam sevgisi, yaşam enerjisi.